top of page

Bir Aradalık: Kendi Bütünlüğümüze Giden Yol

Yazarın fotoğrafı: Heart of Light Center
Heart of Light Center
28 Eyl
3 dakikada okunur

Center Online "Kendi Liderliğini Keşfetmek " atölyesinden bir bölüm.


Bugünkü zaman dilimine uygun bir spiritüel anlayışın en temel pratiklerinden biri, birlik olmak, birleşmek, bütünleşmek ve bütünü fark etmektir. Aslında bizler kendi içimizde bütün olduğumuzu biliyoruz ve bize öğretilenlerin dışında bir bütünlük içerisindeyiz; bu bütünlüğe dair herhangi bir uyumsuzluk olduğunda bunu fark ederiz. O yüzden kendine uygun bir topluluk bulmak — seni sevgiyle destekleyen, potansiyelinin ortaya çıkmasına imkân tanıyan, herkesin kendi olmaya ve kendini ifade etmeye dair bir pratik içinde olduğu bir topluluk — her zaman bizlere hizmet eder. Hepimiz bu rüyayı yaşıyoruz.


Aile olmak da bir topluluk olmaktır. Aslında herkes yalnızdır; herkes yalnız büyür ve bir ailenin içine büyüdüğü için aile topluluğunu var etmeye çalışır. Birleşmek, bir olmak, iki farklı yapıda insanın en kolay topluluğudur bu ve nesilden nesile aktarılır; oysa bunun özünde ruhtan gelen bir birleşme ve bütünleşme duygusu vardır. Bunun daha büyükleri de olur: ülkeler, ırklar, kabileler, ideolojiye bağlı topluluklar, spor takımları ya da dernekler — ortak bir amaç uğruna buluşan bütün bu yapılanmaların içinde hepimiz kendi içimizdeki bütünlüğü ararız; ikilik bilinci ile birlik bilinci, düalite ile polarite arasındaki farkı anlayabilmek için.


Onun için bir ilişki içine gireriz, onun için de bir ilişkiden ayrılırız: çok sevdiğimiz, hayatımızı geçireceğimizi düşündüğümüz kişilerden, belli bir dönemde içimizdeki aynı dürtüye hizmet etmediği için, kişiyle değil kendimizle ilgili olarak yine kendi içimize döneriz. Bu, bireyselliğin içindeki bütünlük ihtiyacıdır: bir topluluk aracılığıyla kendini keşfetme, kendinin nasıl biri olduğunu başkalarında görebilme meselesidir. Farklılığı keşfetmek de bütünlüğe gider, farksızlığı keşfetmek de bütünün hangi parçası olduğuna dair bize bir fikir verir.


Bir topluluk içinde aslında kendimizi inceleme ve araştırma içindeyizdir: duygularımızı ne kadar paylaşabildiğimizi, ortak bir amaçla nasıl baş edebildiğimizi, nerede ayrıştığımızı, adanmışlığımızı ve kıskançlığımızı orada görürüz. Son zamanların en popüler laflarından biri: "O bana bunu aynalıyor, o da bana bunu aynalıyor." Ayna sadece aynaya baktığın sürece seni gösterir; oysa hayat, aynaya bakmasan da bir aynanın içinde yaşamak gibi bir şeydir. Düşüncelerinin nasıl yaratıldığını, o düşüncelerin altındaki duyguların nereden geldiğini ve seni nasıl bir gerçekliğe götürdüğünü anlayabilmek için, genelgeçer kuralların dışında insanın doğasına dair bir keşif sağlamak; bir topluluk içinde kendi birliğimize ulaşabilmek için en büyük şanslardan biridir.


Çünkü hayat aslına bakarsak bir topluluktur; bu topluluğun içinde sadece insanlar değil, düşünceler, hedefler ve daha birçok şey vardır. Kendimizi kâr ve zarar şeklinde değil, nasıl desteklendiğimizi anlayarak, o topluluğun içindeki yalnızlığı ve bu yalnızlığın oluşturduğu bütünlüğü hissederek desteklemek; ekonomik sistemin dışında bir yaşam biçimi algılamak isteyenler için büyük bir öğrenim noktasıdır. "Topluluk" ya da "community" dediğimiz şey aslında bunu tam karşılamıyor; belki de "bir aradalık" demek daha doğru olur. Çağın ilk zamanlarından beri kadim ritüeller, birleştirici inançlar ve ibadetler, evrenin ve yaratılışımızın bütünlüğü içinde kendimizi arayışımızın bir parçasıdır. İçerinin ve dışarının buluşumu tıpkı bir kazak gibidir: içini de giyersin, dışını da giyersin, ama iki şekilde de üstünde olur.


Topluluklar, çağlardan beri kendimizi keşfedebilmemiz için hizmet eden araçlardır — ister dini topluluklar olsun, ister organik olarak bir araya geldiğimiz, yaşa, ilgiye, hobiye ya da ortak bir amaca dayalı topluluklar. Bu oluşumların içinde bir sürü rol değiştiririz; kendi liderliğimizi, birbirimize olan güveni, kontrolü ve gücü birbirimiz üzerinde deneyerek bunu bir antrenman alanına dönüştürür, duygularımızı ve bilincimizi geliştiririz. Böyle bir oluşumun içinde genellikle önce lidere doğru bir çekilme olur — doğada da gözlemlediğimiz bir şeydir bu.


Ama insan doğası, hayvan doğasından farklıdır; çünkü insan kendi yaratımını yaşamak için buraya geldiğini bilir. İçgüdülerinin dışında bir iç sesi, bir de sonradan oluşmuş fikirleri vardır; bunlar kendi içinde çatışabilir ya da buluşabilir, buluştuğunda ödüllendirilir, çatıştığında cezalandırılır — insan kendini de cezalandırabilir. O yüzden güvenli bir alan oluşturmak için içinde bulunacağımız toplulukları seçeriz. Kendi liderliğimizi bulmak üzere önce belli bir lidere çekiliriz; ama kendimize dışarıdan bakmayı öğrendikçe, liderliğimiz başka liderlere çekilmekten kendi liderliğimizi bulmaya doğru gider. Bu da kendi liderliğimizin, başkalarına liderlik etmek değil, kendimizi bulduğumuz ve kendimizle tamamlandığımız bir serüvenin parçası olduğu anlamına gelir.


Şimdiye kadar çatışmalarla, güçle ve hegemonyayla oluşan bu süreç, bundan sonra anlayış, birliktelik ve teslimiyetle devam edecektir. Kendi liderliğimize giden yolda önemli olan taklitçi olmamaktır; evrenin oluşumu içinde herkes eşsizdir, aynı değildir. Dolayısıyla birlikte bütün olmak, ayrışmanın bir parçasıdır. Kendi liderliğimizin de herkesin liderliğinden, kendimize liderlik etmemizin de herkesin kendisine liderlik etmesinden eşsiz olduğunu anladığımızda, tam anlamıyla olgunlaşmış sayılırız.


 
 
 

Yorumlar


bottom of page